Öne çıkan

Arkadaşlık üzerine..

Arkadaşlık sizce nedir?? Nasıl olmalıdır yani? Ama bu soruya öyle kötü günde de yanında olan vs vs. gibi doğru ama klişe cevaplar vermenizi istemiyorum. Bende bu kavramı sorguladığım zamanlardayım. Bu kötü anlamda değil.

Ben bir dönem kendimi yalnızlığa çok alıştırmış ve yalnızlığın içindeki konforu keşfedip orada ufak dünyamı sürdüren bir insandım. Bir sene öncesine kadar bu böyleydi. Arkadaşlarımın başka yakın arkadaşları olmasına özensem de ben bir yakın arkadaş bulamamış ve bu yalnızlık yolunda kendimce emin adımlarla ilerliyordum. Daha sonra hayatıma bir arkadaşım girdi. Ve gerçekten yakın arkadaş güzelliğini gördüm. Yalnızlığı konforlu tanımlasam da yakın arkadaşınla olan yakınlığın güzelliğini keşfedince biraz değişti dünyam tabi ki. Dünya tek biz ikimiz kavramına çok yakındık (bu arada hala bu tanıma çok yakın olduğumuzu düşünüyorum). Ben aslında bir arkadaş tarafından sevilmenin nasıl bir şey olduğunu bu insan tarafından gördüm. Aslında çok çekiniyorum bir gün arkadaşlığımız bitecek yada benim yerime bir başkası ona yetmeye başlacak ve beni istemiyecek hayatında diye. (Bu arada bir başkasından kastım bir başka arkadaş.) Ama sonradan farkettim ki bu kuruntularla dünya dönmüyor. Sen anı da yaşayamıyorsun.

Çok kıskanç bir insan olmadığım için aslında böyle bir düşünceyi kendime hiç yakıştıramaz ve kendimi hiç tanıyamaz oldum. Nerden, ne zaman bu duruma geldim farketmedim bile. Fakat sonradan dönüştüğüm insanı sevmedim ve buna bir dur demenin vakti geldiğini düşündüm. Artık anı yaşamaya onunla geçirdiğimiz keyifli vakitlerin değerini bilmeye başladım. Olur da bir gün biterse arkadaşlığımız -hiç nedensiz olsa bile- ileride kötü bir anı olarak bakmamak için hep güzel anılar biriktirmeye başladım. Zihnimi boşaltma konusunda hala bir arpa boyu yol ilerlemiş sayılmam. Bunun için çabalıyorum artık şu günlerde. Hayatımdaki arkadaşlık bu şekilde şimdilik. Aslında bu arkadaşlık adı altında benim bazı konularda değişimlerim sanırım. Sizin arkadaşlık başlığı altında arkadaşlığa bakış açınızı ve benim ki gibi yaşadığınız değişimleri merak ediyorum, benimle yorumlarda paylaşın lütfen. Bir de siz zihninizi boşaltmak için neler yapıyorsunuz?? Tafsiyelere ve önerilere açığım.

Sağlıkla, mutlulukla ve içinizde her daim var olan yaşama sevincinizle kalın. 🙂 hepinizi sevgilerle kucaklıyorum :)

Reklamlar

Kendime yaptıklarım

Yalnızlık nedir??

Kimine göre çevrende aramak için numarasını bildiğin bir kişinin bile olmamasıdır.(Belki de en temel anlamı budur.) Kimine göre de rehberinde bir çok insanın numarası kayıtlıyken çok kötü hissettiğinde o bir çok numarlar içinden birini bile aramak için tuşlayamamaktır.

Çok yalnız hissediyorum. Çok çok çok yalnız hissediyorum. Sevdiğim, bildiğim, doğup büyüdüğüm şehirde kendimi çok kötü hissediyorum. Gitmek istiyorum buralardan sanki bir faydası olacakmış gibi. Bu düşünceleri kafamdan atamadığım sürece dünyanın merkezine de gitsem yine aynı his, yine aynı düşünce hep olacak. Ama yinede işte…

Bazen düşünüyorum kendime çok mu haksızlık ediyorum diye.. Bu hale kendimi, çevremde ki insanları ben getirdim.

Hep dinledim. Herşeyi dinledim. Küçük büyük bütün sorunları dinledim. Hep yorum yaptım. Kendimce çözümler buldum. Dikkat dağıtmaya çalışıp üzüntüden uzaklaştırmaya çalıştım. Farklı bir gözle baktırmaya çalıştım herkese ama herkese.

Kendi dertlerimi anlatamaz hale geldim. Onlar dertlerini anlattıkça aman şimdi bunu mu anlatayım o kadar da önemli değil demeye başladım. Kendimi geri plana atıp değersizleştirmeye başladım. Hep içimde tuttum, hep yuttum. Sonra da nasıl anlatılır unuttum. Sıra bana geldiğinde, sen anlat dediklerinde sustum. Çünkü artık nasıl anlatacağımı nerden başlayacağımı unutmuştum. Bişey yok dedim yine onları dinledim. Dediğim gibi hep ben yaptım aslında.

Hakettim mi yoksa kendime haksızlık mı ediyorum. İşte bu çizgide yürüyorum. Bi sana müstehak diyorum bi bu çok büyük haksızlık… Kimseyi suçlayamıyorum bu yüzden.

Tebrikler Gizem. Yine akıl almaz bir çizgidesin ve kendin yürüdün buralara. Şimdi ne desen ne anlatsan boş. Nasıl çıkarsın onu düşün…

HOŞGELDİNİZ :)

Bir genç kadının başından geçen olayları anlattığı minik bir sanal günlükle baş başasınız.

Tam da şu an da hayatımda değişen, değişmeyen, beni yoran, beni zorlayan tecrübelerimin yanı sıra; beni havalara uçurup içimi yaşama sevinci ile kaplayan hayallerimi, gerçeklerimi yazdığım ve siz okuyucularımla paylaşmayı planladığım bir noktadayım.

Şimdilik ise hayatım hakkında kısaca bir özet geçeyim: Ben gizem 23 yaşındayım üniversite öğrencisiyim(bu süreç biraz çetrefilliydi uzun uzun anlatacağım). Günümüz dünyasında yaşayan bir çok genç gibi gelecek kaygılarıyla doluyum. Başak burcuyum biraz burcumun ve çoğunlukla karakterimin getirisi ile uyarılardan ve çevremde yaşanan kötü olaylardan çok çabuk ders çıkardığımı düşünüyorum. Bu yaşlarda çok büyük konuşmamak gerektiğine inanıyorum, hayatın ne getireceğini hiçbirimiz bilmiyoruz sonuçta. Çok hayalperest bir insanım ve burada sadece başımdan geçen olayları ve sonuçlarını değil bol bol hayallerimi de yazmayı planlıyorum. Şimdilik başlangıcımız bu kadar olsun hepinizi bolca öpüyorum.

Sağlıkla, mutlukla ve her daim yaşama dair umutla kalmanızı diliyorum:)